USD32,21
EURO34,92
JPY0,205900
RUB0,359900
GBP41,14
EURO/USD1,08
BIST10.676,65
GR. ALTIN2.426,69
BTC68.557,37

Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta Afyonkarahisar’da açıklama yapacağını duyurdu. Zorlu, “Burada yapılacak önemli açıklamaların Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacak

Kürşad Zorlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta Afyonkarahisar’da açıklama yapacağını duyurdu. Zorlu, “Burada yapılacak önemli açıklamaların Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, bugün, parti genel merkezinde, Başkanlık Divanı toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

YARIN TBMM’DE OLACAĞIZ

TBMM Genel Kurulu’nun yarın, Akbelen gündemi ile toplanacağını anımsatan Zorlu, “Biz, İYİ Parti olarak; Sayın Genel Başkanımızın tüm grubumuza bu yönde bir çağrısı oldu; yarın TBMM’de olacağız. Bu öneriyi destekleyeceğiz. Sürecin TBMM’de, büyük bir olgunlukla milletimiz için tartışılmasının önünü açmaya çalışacağız” dedi.

Sığınmacı konusuna değinen Zorlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Avrupa Birliği ile ilgili açıklamaları olduğunu anımsattı. Zorlu, “Biz Avrupa Birliği ile ilişkilerin bir yerinde de sığınmacı probleminin çok önemli bir başlık olduğunu ve bunun belirli bir noktaya getirilmeden samimi ilişkilerin kurulmasının çok zor olacağına inanıyoruz. Bu konuda en hazırlıklı parti olduğumuza inanıyoruz. Göç Politikaları Başkanlığımızın, bugün yaptığı sunum çerçevesinde eylül başından itibaren başkanlığımız, Tolga Akalın’ın başkanlığında öncelikle sığınmacıların ve kaçak yabancıların yoğun olduğu illerden başlamak üzere STK’larımızla, belediyelerimizle ve diğer paydaş kuruluşlarla bir araya gelecek. Sorunu kaynağında bir kez daha tespit edip, güncel durumu irdeleyip hem vatandaşlarımızla paylaşacağız hem de İYİ Parti’nin çözüm önerilerini paylaşacağız. Çünkü bu bütünsel bir problem haline geldi” şeklinde konuştu.

AĞUSTOS TÜRK SİYASETİNDE ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAK

Genel Başkan Meral Akşener’in 26 Ağustos tarihinde Afyon Kapalı Spor Salonu’nda vatandaşlara hitap edeceğini ekleyen Zorlu, şunları söyledi:

“Çok merak ediliyor. Sayın Genel Başkanımız, 28 Mayıs’ın ardından bilhassa seçim sonuçlarını analiz etmek, irdelemek; eksikleri, hataları teşkilatlarımızla, onlardan gelen bilgiler çerçevesinde iyi bir şekilde ortaya koyabilmek ve yakın geleceğimizi de buna uygun bir şekilde inşa edebilmek için ciddi bir çalışma yürütüyordu. İnşallah 26 Ağustos tarihinde, Afyon’da kapalı spor salonundan, saat 16’da vatandaşlarımıza hitap edecek. Ve orada Büyük Taarruz’un 101. Vesilesi ile de bazı etkinlikleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ve buna ek olarak Cumhuriyet’imizin 100. Yılında da İYİ Parti olarak bazı faaliyetleri gerçekleştirme kararı aldık. Özellikle 26 Ağustos tarihine dikkat çekiyorum. Burada yapılacak önemli açıklamaların Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacağını ifade etmek istiyorum.”

Hala depremde bulunamayanlar var

6 Şubat depreminin üzerinden 6 ay geçtiğini hatırlatan Zorlu, “Hâlâ yakınlarından haber alamayan insanlarımızın varlığı enkaz kurtarma çalışmalarına dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyor. Özellikle depremin yaşandığı ilk 72 saatlik süreçte yaşanan aksaklıklar ve ihmaller, kayıplarımızın sayısını artırırken aldığımız tedbirlerin de etkisizleşmesine sebep oldu. Ve ardından bunları telefi etmek için daha büyük bir çaba gerekliliği ortaya çıktı. Bize göre 3 çabaya odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Birincisi konutların acilen tamamlanması. Bu konuda çalışmalar yapıldığını biliyoruz ancak bunların şeffaflık kavramı ile kamuoyuna açıklanma zorunluluğu var. İkincisi insanların evlerine yurtlarına ve işlerine geri dönmesi ve bölge sosyo-psikolojisinin hızlıca onarılması” diye konuştu.

Hatay’da neden su yok?

“Bu sabah bir hükümet sözcüsü Hatay’da niye su yok diye sorulduğunda yerel yöneticileri suçlamaya kalktı. Peki Devlet Su İşleri ne iş yapıyor? Böyle bir suçlamanın yapılmaması gereken günlerdeyiz. İnsanımız susuz ise sen hükümet olarak buna çözüm bulmak zorundasın. Yerel yönetimin eksikliği varsa iş birliği içinde bunu giderebilirsiniz ama kolaycılığı asla kabul etmiyoruz. Ancak görülüyor ki şaşalı anonslarla televizyonlarda toplanan yardım paraları bile yerine götürülemezken hükûmetin başta imar afları ile yaşattığı plansızlık, yeni ÖTV zamlarını vatandaşımızın üzerine bindirdi. Şimdi soruyoruz; “Türkiye Tek Yürek” kampanyasındaki 115 milyar TL’nin ne kadarı toplandı ve bu para nerede kullanıldı?”

Bölgedeki tarım arazilerinin imara açıldığına yönelik iddiaları anımsatan Zorlu, “Anayasamız bunu açıkça koruma altına almıştır. Ülkemizin tarım ve hayvancılık ihtiyacının yüzde 16’sını karşılayan deprem illerinde, acaba 6 ayda ne kadarlık tarım arazisi, mera, bahçe imar kapsamına alınmıştır? Bunların lokal bazlı gerekçesi ne olarak gösterilmiş ve illere göre dağılımı nasıl gerçekleşmiştir? Bize göre deprem bölgelerinde zarar gören sulama ve diğer tüm tarımsal altyapı eksikleri giderilmeli veya yeniden yapılmalıdır. Bırakın tarım arazilerini dönüştürmek tarımsal ekonomi ve istihdam açısından destekler artırılmalı ve bölgede üretim yapanlar nezdinde göçe engel olacak tedbirler alınmalıdır. Bununla birlikte Hatay dâhil olmak üzere bu 6 aylık dönemde ne kadarlık bir toprak ve gayrimenkul el değiştirmiştir? Bunları merak ediyoruz” diye konuştu.

İstanbul depremine hazır mıyız?

“Uzmanlar şu an İstanbul’daki bağımsız birimlerin dörtte birinden fazlasının riskli durumda olduğunu belirtiyor. Bunların bir kısmı bazı yerleşim birimlerinde yoğunlaştığı için olası bir yıkımın etkisi çok daha büyük olabilecektir. Bu sebeple hazırlık çalışmalarına hız vermemiz gerekmektedir. Gecikecek, kaybedecek bir günümüzün olmadığını buradan açık yüreklilikler söylüyoruz. Ranta dönüşmeyecek vatandaşların hak kaybı yaşamadan sadece uygun koşullarla evlerini yenilemeleri gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Yasa ise yasa. Ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ivedilikle bilgilendirmesini ve derhâl bir araştırma komisyonu kurularak, konunun merkezi ve yerel yönetim tarafından ortaklaşa yürütülmesini istiyoruz. Biz varız, buna hazırız. Sayın Bakan’ın Meclis’i olağanüstü toplama yönünde bir ihtimalden bahsettiğini biz de okuduk. Sizi tutan yok. Ekim sonrasını hiç beklemeyin. Bu konuları hemen konuşalım.”

“ÜLKE EKONOMİSİNİ UÇURUMUN KENARINA SÜRÜKLEDİLER”

Türkiye ekonomisinin savrulmaya ve vatandaşın alım gücünün tükenmeye devam ettiğini savunan Zorlu, “Ülkeyi yönetenler bırakın verdikleri sözleri tutmayı, ülke ekonomisini bir uçurumun kenarına sürüklemiş durumdalar. Milleti nefes alamaz hâle getiren ‘nas’lı ekonomi politikasından vazgeçtiler. ‘’Rasyonel zemine dönmeliyiz.’’ diyen yeni ekonomi yönetiminin bu sözü söylediğinden bu yana yaklaşık iki ay geçmiştir. Ve bakın hangi zemin nasıl değişmiş? Dolar kurunda yüzde 32, motorinde ise yüzde 42’lik bir artış gerçekleşmiş. ENAG adlı firmanın hesaplarına göre bu 60 gündeki enflasyon artışı yüzde 21, TÜİK rakamlarını esas aldığımızda ise yüzde 15 düzeyinde gerçekleşmiş. Bu yıkım tablosu karşısında Merkez Bankası tahminlerini güncellemeye kalksa da Mehmet Şimşek’in de en büyük sorunu TÜİK hâline gelmiş gözüküyor. Tıpkı emeklinin, emekçinin olduğu gibi” değerlendirmesini yaptı.

“EN YÜKSEK ENFLASYON ÜLKEMİZDE”

“Açıkladıkları gerçek dışı rakamlarla vatandaşın cebinden aylardır çaldıkları yetmiyormuş gibi şimdi de yeni bir senaryo ile günü kurtarma peşindeler. Bu kez önce çalışanların alacakları zam oranı beklenmekte, bu verildikten sonra malum rakamlar açıklanmakta. Zaman kazandıklarını zannediyorlar. Şimdi de zam için Ocak’ı bekleyin diyorlar. Pes doğrusu” diyen Zorlu, “Açıklanan bu son verilere göre OECD ülkeleri arasında en yüksek enflasyon maalesef ki ülkemizde. G7 ve G20 ülkelerinde enflasyon gerilerken, ülkemizde inanılmaz bir hızla yükselmeye devam etmekte. Temmuz ayında gıda enflasyonu ülkemizde yüzde 61 olarak hesaplandı. Ama ben size şimdi yeni ekonomi modeli diyerek ne yaptıklarını bir tabloyla göstermek istiyorum. Kasım 2021 yılında 110 liralık bir ürün, dünya ortalamasında 120 liraya yükselirken ülkemizde 408 liraya yükselmiş.” ifadelerini kullandı.

“VATANDAŞIN GÜNDEMİ AÇLIK”

Eline aldığı süt ve toz çekeri kürsüden gösteren Zorlu, “Vatandaşın gündemi bu. Süslü laflarla, yurtdışındaki bazı meseleleri gereğinden fazla köpürtüyorlar. Vatandaşımızın gündemini farklı yerlere çekmek isteseler de vatandaşımızın gündemi bu; açlık, açlık seviyesi maalesef. Burada 1 kilogramlık bir süt var. Bahsettiğim tarihte bu 5 TL düzeyindeymiş. Şimdi 30 TL. Bize en yakın ülke ise yüzde 34 ile Macaristan. Avrupa Birliği gıda enflasyonu ortalaması yüzde 15, Euro bölgesi ortalaması yüzde 13,7. OECD ortalaması yüzde 11, G7 ortalaması ise yüzde 7 olarak hesaplanmış. Bu çalışma ülkemizdeki vahim tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor” diye konuştu.

Türkiye’de; gıda, barınma, enerji ve borç ödemesini yapabilmekten endişe edenlerin oranının OECD ülkeleri arasında yine ilk sırada olduğuna işaret eden Zorlu, “Fakat burada çok enteresan bir veri var. Ülkemizde en dar gelirli yüzde 20’lik kesim de geleceğinden endişelidir. Yüzde 20’lik zengin kesim de geleceğinden endişeli. Yani ülkenin ekonomik gidişatına duyulan kaygı zengin-fakir demeden giderek artıyor. Sadece bununla kalsa iyi! Çiftçinin de hâli ortada. Tarımda girdi maliyeleri son 3 yılda yüzde 15’lerden yüzde 150’e yükseldi. Peki bunun acısı kimden çıkıyor? Tabi ki vatandaştan yani tüketiciden.” dedi.

“EMEKLİYE DERHÂL EK ZAM AÇIKLANMALI”

Plansızlık sebebiyle zeytinyağı fiyatlarının da arttığının altını çizen Zorlu, “Eğer önlem alınmazsa seneye sıkıntı daha da artacak. Yok ama olur mu? Nasıl olsa millet oy verdi. Şimdi de sorunların çözümü için 31 Mart’taki seçimleri göstermeye başladılar. Bunun adı zeytinyağı gibi üste çıkmaktan başkası değil. İşte bu ibretlik görüntü, zeytinyağı fiyatını dizginleyemeyenlerin zeytinyağı gibi üste çıkmasından ibarettir. Aylardır yaşanan trajedi de budur. Buradan bir kez daha uyarıyoruz. İnsanlarımızın tahammül gücü kalmamıştır. Bırakın Ocak laflarını, 31 Mart kaflarını. Bugünden tezi yok emekliye derhâl ek zam açıklanmalı ve açlık sınırının üzerine taşınmalıdır. Ayrıca emekli kademeli ücretler de yeniden düzenlenmelidir.” diye konuştu.

“BUNUN ADI YASAL TEFECİLİK DEĞİL DE NE?”

Ne faizin ne de dövizdeki artışın önüne geçilemiyor. “Olan bitenler; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor. Zira özel bankalar aylık yüzde 4 faizden aşağı kredi vermiyor. Hatta yüzde 5’i bulduğunu dahi görüyoruz. Bunun adı bir tür yasal tefecilik değil de nedir? Hadi bu oranlarla kredi almayı kabul ettik diyelim. 70 bin TL’den fazla verilmiyor ya da 12 ay vadeden fazlası olmaz deniliyor. Ülkemizde 70 bin TL ile ne yapılabilir? Bu arada bu sıradan vatandaşlarımız için geçerli bir durum. Yandaşsanız kredi muslukları devlet bankaları eli ile düşük faizle sonuna kadar açık. Ama gerçek ihtiyacı olana değil. Siyasi iktidarının zihniyeti en baştan beri zengini daha zengin etmek! Yoksulluğu ise siyasi çıkarları için yönetmek. Yoksulluk yönetimi diye bir tez yazılsa bu iktidarın dönemi incelensin. Muhteşem bir tez çalışması olur.” değerlendirmesini yaptı.

 

Özel gereksinimli vatandaşlara hizmet veren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı sıkıntılara değinen Zorlu, “Asgari ücrette, KDV’de ve ÖTV’de yapılan düzenlemeler ve zamlar üst üste gelmişken bu merkezlerin ücretlerinde herhangi bir artış yapılmadı.  Yani tamamen görmezden geliniyorlar. Son iki haftadır görüyoruz ki, bu merkezlerin sahipleri işeri kapılarına kilit vurmamak için kapı kapı, bakan bakan gezerek iyileştirme talep etmekteler. Bu merkezlerin bugün en temel maliyetlerinden biri, öğrencilerin kurumlara taşınmasıdır. Biz bu kürsüden daha önce defalarca dile getirmemize rağmen taşıma ücreti vermediniz. Vermediğiniz gibi bu artan akaryakıt maliyetlerine rağmen ödeneklerinde bir düzenlemeye gitmeyerek onların sorunlarını yok saymaya devam ettiniz.” şeklinde konuştu.

EĞİTİM YAP-BOZ TAHTASI

Eğitim alanında sıkıntıların ve düzensizliklerin bitmedi. “Mevcut iktidar eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirdiği için nereden tutsanız elinizde kalıyor. Tam da depremin yaralarını sarmaya çalıştığımız böyle bir dönemde.  ‘’Okullarımızda Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik uzmanlarının durumu nedir?’’ diye bir araştırma yaptık. Gördüğümüz tablo ise maalesef hiç de iç açıcı değil. Bakın bir ilkokulda rehberlik alan öğretmeni veya psikolojik danışman bulunmasının şartı, o okulda en az 300 öğrenci olması. Ortaokul ve üzerinde ise 150 öğrencide 1 rehberlik alan öğretmeni ya da psikolojik danışman şartı var. Deprem bölgesinde bir ilkokulu düşünelim. 300’den az öğrencisi var ve bundan dolayı uzmanı yok. Bu yavrularımızın en çok ihtiyaç duyduğu bu yaşta ve bu dönemde kabul edilebilir değil. Okulların açılmasına kısa bir zaman kalmışken Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyoruz; gerekli düzenlemeler derhâl yapılmalıdır. Gelişim çağında olan bu öğrencilere eğitim veren kurumların açılması şartlarından biri en az 1 PDR uzmanı bulundurma zorunluluğu olmalı.” ifadesini kullandı.

“ÖĞRENCİLERE NASIL YARDIMCI OLACAKSINIZ?”

Öğrencilerin yurt sorununa da değinen Zorlu, “Günü kurtarma anlayışıyla yaşayan hükûmeti şimdiden uyarıyoruz. Yaklaşık 1,5 milyon gencimiz üniversitelere yerleşecek ve bu yavrularımızın yarısına yakınının ise yurt ihtiyacı olacak. O zaman yeni bir sorunla daha karşı karşıya kalacağız. Hatırlarsak 6 Şubat depreminin ardından evleri yıkılan veya kullanılamaz hale gelen vatandaşlarımız geçici olarak yurtlara yerleştirilmişti. Fakat biliyoruz ki onlar için hazırlanan barınma alanları henüz bitmedi. Vatandaşlarımızın bir kısmı bu yurtlarda kalmaya devam ediyor.  Üniversitelerin açılmasına kısa bir süre kalmışken yetkililer bu konu ile alakalı bir önlem almış mıdır? Bir planlama yapılmış mıdır? Kiraların bu denli yükseldiği bir dönemde öğrencilerimize nasıl yardımcı olacaksınız?” dedi.

“AİLELER, ÇOCUKLARININ İHTİYACINI HANGİ BÜTÇE İLE KARŞILAYACAK?”

Yurt sorunu karşısında öğrenciler ve aileleri tedirginlik içindeler. “Okulların açılmasına çok kısa bir süre kaldı. Öğrencilerin ihtiyacı olan kıyafet ve kırtasiye ihtiyaçlarını aileler hangi bütçeyle karşılayacak? Böyle bir bütçeyi insanların cebinde maalesef bırakmadınız. Vergi zamları, ÖTV zamları derken verdiğiniz maaş artışlarını insanların cebinden fazlasıyla geri aldınız. Biz bu duruma karşı seçimden önce eğitim destek kartı vereceğimizi taahhüt etmiştik. Size de öneri olarak; “okul destek ödemesi” gerçekleştirmesi tavsiyesinde bulunurken üniversite de öğrenimi gören öğrencilere de aylık geri ödemesiz bin TL katkı sağlanması tavsiyesinde bulunuyoruz.” şeklinde konuştu.

Türk Hava Yolları’na yönelik vatandaşlardan çok sayıda şikayet geliyor. Geçtiğimiz haftalarda THY genel kurulu yapıldı ve yöneticilere yapılacak zamma da karar verildi. Bununla da kalmadılar. Bu yöneticilerin ödemesi gereken yıllık gelir vergisinin de kurum tarafından ödenmesine karar verdiler. Bunlar bir yana son zamanlarda uçuşlarda çok sık gecikme yaşanmasının nedeni şudur. Bilet satışlarında fazla biletleme yapılması dolayısıyla insanlar mağdur ediliyor. Bu şekilde vaktinde gelen yolcular da mağdur ediliyor. Birçok ilimizde Türk Hava Yolları iç hat uçuşları yeterli  değildir. İstanbul ve Ankara gibi merkezlere olan uçuş sıklığının azlığından şikâyetçi. Ayrıca yapılan çapraz uçuşlar da kaldırılmıştır. Örneğin Erzurum-Bursa gibi iç hat uçuşlarının tamamen ortadan kalkmıştır. Bu, sayısı 60’a yakın olan havalimanlarının da kullanılmaması anlamına geliyor. Madem uçuşlar yapılmayacaktı, bu kadar havalimanı niçin yapıldı?” dedi.

 

image small

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Türk siyasetinde önemli bir başlangıç olacak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hedera Güncel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!