USD32,83
EURO35,13
JPY0,207900
RUB0,376400
GBP41,70
EURO/USD1,07
BIST10.739,94
GR. ALTIN2.488,86
BTC65.037,82

Kılıçdaroğlu’nun Kendine Güveni Geldi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Londra Metropolitan Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Erdi Öztürk ve Utah Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Yavuz’un yazdığı kitapta, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendine güvenli olmasının insanları etkilediğinden bahsedildi.

Kemal Bey Bizi Etkiledi

Londra Metropolitan Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Erdi Öztürk ve Utah Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Yavuz’un kaleme aldığı ‘Kemal Kılıçdaroğlu-The New Architect Of Turkish Politics (Türk Politikasının Yeni Mimarı)’ isimli kitap bugün çıktı. Ahmet Erdi Öztürk, “Kemal Bey ile ilgili etkileyen şeylerin başında, kendine olan güveni geldi. Kemal Bey, tecrübeli bir bürokrat, tecrübeli bir devlet adamı ve artık tecrübeli bir genel başkan. Benim için en şaşırtıcı noktalardan bir tanesi, Kemal Bey’in seri cevap vermesi ve kendine güveniydi. Bunun dışında Kemal Bey ile ilgili şaşırdığım noktalardan bir tanesi, dış politika… Türkiye’nin çok problemli meselelerinde; Rusya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ermenistan, Azerbaycan, Balkanlar, Kuzey Afrika… Kemal Bey, bu konularda çok bilgili ve her şeyi takip ediyor.

“Türk Politikasının Yeni Mimarı” kitabı yayınlandı

The New Architect Of Turkish Politics (Türk Politikasının Yeni Mimarı)’ kitabı bugün raflardaki yerini aldı. Ahmet Erdi Öztürk, kitabın hazırlanış süreci ve içeriğine dair ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Öztürk, şunları söyledi:

AKADEMİK ÇALIŞMA ÇOK ÇOK AZ

“Öncelikli olarak şunu not etmem lazım. Biz akademisyenler, genellikle ve çoğunlukla kendi taleplerimiz ve niyetlerimiz üzerinden bir şeyleri kaleme alırız. Bazen de çok nadiren de olsa yayıncı kuruluşlar, çalıştığımız konular üzerinde bizlere taleple gelir. Baktığınız zaman, dünya literatüründe İngilizce dilinde, Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili herhangi bir yayına rastlayamıyoruz. Aslında bu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun önemli işler yapmadığı, önemli bir siyasal figür olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, AK Parti iktidarı nasıl Türkiye’de kapsayıcı, biraz da hegemonik bir şekilde bir siyaset yürütüyorsa akademisyenler de ister istemez bu hegemonyayı araştırmak, bu kapsayıcılığın farklı boyutlarını ele almak üzerinden yollarını çiziyorlar. Özellikle son 10 yıldır CHP’nin ve onun genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerine yapılmış akademik çalışma neredeyse yok.

Kurguda zorlandık

Biz Hakan hocamla beraber bu kitabı kurgularken, böyle bir teklif bize geldikten sonra, öncelikli olarak zorlandığımız birçok konu olduğunu söyleyebilirim. Bunlardan bir tanesi, demin bahsettiğim, Kemal Bey ile ilgili akademik anlamda literatürün boş olması. Ancak bu noktada yardımımıza koşanlar oldu. Bunların en başında, Kemal Bey kendisi sorularımıza cevap verdi, belirli bir zaman ayırdı sağ olsun. Bunun dışında CHP’nin merkezinde yer alan ve bence çok önemli bir figür olan İlhan Kesici, sorularımıza açıklıkla, detaylılıkla, kendine has hoş sohbetiyle sağ olsun oldukça büyük katkılarda bulundu.

Yeni bir CHP yaratmaya çalıştı

Biz, bu kitapta şunu kurguladık aslında; Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında ‘eski CHP’ dediğimiz yapının kaptan köşküne oturduktan sonra, anladığımız kadarıyla her ne kadar o sakin üslubuyla hiçbir şeyi çok fazla belli etmemeye çalışsa da kendisine üç tane görev aldı. Bunlardan bir tanesi, çok büyük bir gemi olan, aslında Türkiye’nin bütün siyasi partilerinden, hatta dünyadaki birçok siyasi partiden daha kompleks, daha girift bir yapıya sahip olan CHP’yi dönüştürmek. Bu, takdir edersiniz ki hiç kolay bir iş değil. Özellikle Önder Sav gibi siyasetin uzunca yıllar kurdu olmuş, parti örgütünü parti politikalarıyla beraber belirleme yetkisine sahip olan CHP gibi bir geminin rotasını çok büyük eksen kaydırmadan, ama aslında çağdaş dünyayla daha anlaşılır, çağdaş sosyal demokrasiyle, demokrasinin evrensel kurallarıyla Türkiye’nin mozaik yapısıyla birleştirebilecek bir CHP yaratmaya çalıştı.

Adalet yürüyüşü dönüm noktasıdır

Bunu yaratırken, özellikle Adalet Yürüyüşü’nü bir dönüm noktası kabul edersek bundan sonra da bir şekilde şunu yapmaya çalıştı; ‘Benim görevim sadece CHP’yi dönüştürmek değil. AK Parti gibi mücadeleci, otoriter bir yapıyı kurmuş bir yapıya karşılık ben, mutlak ve mutlak muhalefeti de dönüştürmeliyim’. Adalet Yürüyüşü, helalleşme, Altılı Masa’nın kurulması, büyükşehir belediyelerinin belirli ittifaklarla seçim yoluyla el değiştirmesi, bunların tamamıydı. Biz bu kitapta, bu iki dönüşümü, Kemal Bey’in aslında düşünsel yapısı, sosyalleşmesi, gençliği, üniversite yılları, farklı konulardaki görüşlerini de ele alarak, CHP’yi nereden nereye getirdiği, Türkiye’deki muhalefeti nereden nereye getirdiğini tartıştık ve eğer Türkiye Cumhuriyeti gibi ayrı büyük bir geminin kaptan köşküne oturursa da burada ne gibi dönüşümler yapabileceğini tartıştığımız bir akademik kitaptır.

KEMAL BEY’İN KENDİNE OLAN GÜVENİ GELDİ”

Beni her şeyden çok, Kemal Bey ile ilgili etkileyen şeylerin başında, Kemal Bey’in kendine olan güveni geldi. Yani Kemal Bey, tecrübeli bir bürokrat, tecrübeli bir devlet adamı ve artık tecrübeli bir genel başkan ve haliyle takdir edersiniz programı oldukça yoğun. Sürekli olarak aslında kafasının içerisindekini değiştirmek zorunda kalıyor. Gün içerisinde bir sürü farklı toplantı, görüşme yapıyor. Buna karşılık, bizim gibi görece günlük siyasetten daha uzak, daha farklı sorular soran birileri karşısında hiç teklemediğini söyleyebilirim. Benim için en şaşırtıcı noktalardan bir tanesi, Kemal Bey’in seri cevap vermesi ve kendine güveniydi.

KEMAL BEY ÇOK BİLGİLİ

Bunun dışında Kemal Bey ile ilgili şaşırdığım noktalardan bir tanesi dış politika. Ünal Çeviköz başta olmak üzere CHP içerisinde dış politikayı idare edebilecek deneyimli kişiler var. Oldukça başarılı, dünyayı tanımış hem doğu eksenini hem batı eksenini bilen siyasi aktörler var. Bunlara karşın, yine literatürde Kemal Bey’in dış politikasıyla ilgili herhangi bir kaynak bulamadık. Ve bundan dolayı çok zorlandık. Biz, bu soruları Kemal Bey’e yönelttik. Ben çok şaşırdım. CHP’nin klasik bir genel başkanından şunu beklerdim, ‘Bizim yolumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Yurtta sulh, cihanda sulh; bizim dış politikamız böyle olacaktır. Biz batı ekseninde olacağız.’ Hayır, Türkiye’nin çok problemli meselelerinde; Rusya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ermenistan, Azerbaycan, Balkanlar, Kuzey Afrika… .”

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Kılıçdaroğlu’nun Kendine Güveni Geldi

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hedera Güncel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!