USD32,53
EURO34,65
JPY0,211500
RUB0,345100
GBP40,55
EURO/USD1,06
BIST9.621,16
GR. ALTIN2.497,01
BTC63.014,30

Dönemin modası Ekrem İmamoğlu’na saldırmak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bize yönelik eleştirilerin tamamı, büyük çoğunluğu, ne yazık ki belediyecilikle ilgisi olmayan, millete tek fayda sağlamayan, vakti geçmiş, uyduruk siyasi yakıştırmalar, geçmişten bugüne defalarca sorgulayıp sorgulayıp, evirip çevirip ortaya koydukları işler. Herhalde bu dönemin modası da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, onun Başkanı Ekrem İmamoğlu’na saldırmak. Olsun. O modayı görüyoruz. Bu modanın tutmadığını, bu modanın modası geçmiş bir iş olduğunu, 31 Mart’ta 16 milyon İstanbullu çatır çatır gösterecek” dedi.

Dönemin modası Ekrem İmamoğlu’na saldırmak

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘İstanbul’un kalbi’ olarak nitelediği Fatih ilçesinin Aksaray semtini yeni çehresine kavuşturacak “Aksaray Sanat Meydanı ve Zeminaltı Otoparkı”nın temelini attı. İmamoğlu, temel atma töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“DÜNYANIN EN GÜZEL COĞRAFYASI NASIL İHMAL EDİLİR: Fatih ilçesi, bana göre dünyada eşi benzeri olmayan bir merkez duygusunu besleyen ve yaşatan bir nokta. Fatih, o kadar harap olmuş, eskitilmiş, işleri ihmal edilmiş ve görünmeyerek, terk edilmişlik duygusuyla, hani kenara itilmiş bir pozisyonda bir ortam bize sundu ki, ben açık ve net söyleyeyim, üzüntüyle 5 yıl boyunca, burada gördüklerimizi ve hayata geçirdiklerimizi böyle tek tek gözümün önünden geçiriyorum. Bir yanıyla çok iş yaptığımız için seviniyorum ama bir yanıyla, ‘Bu dünyanın en güzel coğrafyasının, en güzel noktası nasıl böyle ihmal edilir’ diye de düşünmeden edemiyorum.

BURAYI ÇOK GÜZEL BİR MEYDANA DÖNÜŞTÜRMEYİ TASARLIYORUZ

Aksaray Meydanı’yla ilgili de çok özel bir çalışmamız var. Tabii bunlar zaman alıyor. Gördüğünüz üst geçit çirkinliğini bir an önce ortadan kaldırmak istiyoruz. Burayı gerçekten düzeyli ve çok güzel bir meydana dönüştürmeyi tasarlıyoruz. Tasarımın tabii ki uygulanması için farklı altyapı sorunlarının çözülmesi, trafikle ilgili çok kalıcı konuların çözüme kavuşması şart. Aksaray Meydanı’yla ilgili ve buranın özellikle Vatan Caddesi’yle, Millet Caddesi’yle ve Ordu Caddesi’yle bağlantılarını birbirine sağlayan muazzam bir sahayı ve burada çevresindeki tarihi eserleri, özellikle camiyi de böyle bütün haşmetiyle ortaya çıkartacak bir usulüyle -inşallah bir sonraki dönemimize az kaldı- orada start verip, muazzam bir görüntüyü İstanbul’un göbeğinde, Aksaray’da İstanbullularla buluşturacağız.

YENİKAPI’DAKİ KEŞMEKEŞİ BİTİRMEK İÇİN BÜYÜK BİR GAYRET İÇERİSİNDEYİZ

İşimiz bununla bitmiyor. Ordu Caddesi’ni yayalaştırıyoruz. Çok az kaldı. İnşallah 1-2 ay içerisinde tamamen bitmiş olacak. Yine hemen biraz yukarısında, Beyazıt Meydanı’nı çok özenli bir çalışmayla bitirdik. Hemen alt tarafında, Yenikapı’da, özellikle büyük araç trafiğini ortadan kaldırmakla ilgili yaptığımız çalışma aslında sonuçlandı. Orayı taşıyacak bir yeri Alibeyköy’de bulmuştuk. Orada çok güzel bir Lojistik Merkezi bitirdik. Yaklaşık, toplamda 400-450 milyon liralık bir yatırım yaptık. Ama burada ne yazık ki sistem, istediğimiz hızla gitmiyor. Biz işi bitirdik. Araçlar taşınacak. Bu arkadaki o otopark ve otogar keşmekeşi, otobüs, kamyon ve tır keşmekeşi şehir dışına doğru ötelenecek. Ama ne yazık ki bazı ‘engelleme’ diyelim, ‘geciktirme’ diyelim adına, her neyse; ama biz de büyük bir gayret içerisindeyiz. Orayı bitirdiğimizde, orada çok özenli bir arkeolojik parkımız sizlerle buluşacak. Çalışmalarına başladık, devam ediyor. Ve burada aslında tarihi bütünleştiriyoruz.

30 YILDIR KARA SURLARI’NI ÇÖPLE DOLDURDULAR

O kadar çok şey anlatırım ki birkaç yüz metre yürüdüğünüzde hemen batıya doğru, yine şehrin göbeğinde, bir bankanın elde ettiği yeri serbest piyasaya satarken, Bulgur Palas’ı Büyükşehir Belediyesi’ne kazandırıp, 7-8 dönüm içerisinde muazzam bir eseri, o dönemin önemli bir mimarının, döneminde ‘art nouveau’ diye tariflenen mimari akımın en güzel örneklerinden birini restore ettik. Şimdi içini yine kültür, sanat, eğitim ve özellikle Cerrahpaşa Üniversitesi’yle de bağlantılı bir merkez haline getirmenin son aşamasındayız.

Biraz ileri gidelim… Yine özellikle Yedikule’de yaptığımız gazhane dönüşümü, çevresindeki sanayi binalarının dönüşümü; muazzam bir iş sonucuna doğru yürüyoruz. Bir bölümünü açtık. Bu yaz orada çok özel kültür-sanat etkinlikleri yaptık. Kara surlarının yaklaşık 7 kilometresinin 2,5-3 kilometresine yakınını toparlamak üzereyiz. 30 yıldır içine çöp doldurdular. Biz çöpleri boşaltırken, yandaş medya, ‘Çöpü doldurdular, kaldırıyorlar’ diye haber yaptılar. Ya Allah’tan korkun; 30 yıldır… Binlerce kamyon çöpü, o iki sur arasından temizledik, temizlemeye devam ediyoruz. Ve olağanüstü bir restorasyonla, orada biblo gibi, şehrin çevresinde, tarihin izlerini geleceğe taşıyacağız. Oralar kültür, sanat, eğitim, turizm alanlarına dönüşecek.

EMİNÖNÜ MEYDANI 2-3 AYA BİTİYOR

Şu anlattıklarımın bir bölümü bile, İstanbul’a gelen turistin en az bir gün daha fazla kalmasına, iki gün daha fazla kalmasına sebep olacak çalışmalar. Doğuya doğru devam edelim; Bukoleon Sarayı… Yine devam edelim; metruk, berbat, çürümüş bir halde duran, İstanbul’un en güzel noktalarından birisi… Ben diyorum İstanbul’un karşılama noktası; Marmara’dan, Haliç’ten, Karadeniz’den, Boğaz’dan… Sarayburnu’nu pırlanta gibi bir yer haline getirdik. Sarayburnu’nun eski halini düşünün.

Eminönü-Alibeyköy tramvay hattı üzerinde bitirdiğimiz Haliç kıyısındaki pırlanta gibi yeşil alanlar. Eminönü Meydanı… Yine 2-3 ay sonra bitiyor ve Eminönü, meydanın yeni görüntüsüyle hem Karaköy’ü hem Galata Kulesi’ni izleyen müthiş bir seyir alanı ve meydana dönüşecek. Ve özellikle Eminönü-Alibeyköy üzerinde yeniden bu süreci açarken bitirdiğimiz altyapı çalışmaları… İSKİ’nin yağmur suyu tünelleri, yağmur suyu geçişleri, kanalizasyon toplamaları… Vatan Caddesi’nden yine hem Haliç’e hem Marmara’ya… Ki Haliç bölümünün tünel kazısı bitti. İSKİ o işi bitirdi. Şimdi Marmara’ya doğru olan tünel kazısını başlattık. Ve bu tünel kazılarını, yer üstünde yapamadığımız altyapı çalışmalarını yer altından tünelle yaparak, bütün yağmur suyu, sel baskını gibi sorunları ortadan kaldıran bir çalışmanın aşamaları.

BÜTÜN BUNLARIN BÜYÜK BİR KISMINDA ÇOK ÖZENLİ BİR MARKA VAR; İBB MİRAS

Daha onlarca şey anlatabilirim Fatih’te. Bunlar özel hizmetler, özenli hizmetler. Süleymaniye’yle ilgili rotasını eğriden doğruya dönüştürme çabamız… Yok edilmiş bir tarihi envanteri, ‘Artık nasıl toparlayabiliriz’in çabası… Süleymaniye çevresiyle ilgili Tasarım Sokağın’ın hizmete girme aşamasına gelmesi… Yine hem Gedikpaşa’da hem de Mercan’da yaptığımız otopark var. Ve üstünde yeniden hayata geçireceğimiz bir sarayın çalışmalarının sonucuna doğru yürümesi… O kadar çok şey anlatabilirim ki bitmez. Ve bütün bunların büyük bir kısmında çok özenli bir marka var; İBB Miras. Bunun altını çizeyim. İBB Miras’ın belki de en fazla odaklandığı, her santimetrekaresini özenle ölçen, biçen, çalışan muazzam bir ekibimiz oluştu. İBB Miras markasıyla, İstanbul’da artık yüzlerce çeşmeyi, hazireyi, yüzlerce yapıyı, binayı, eseri, o anlattığım büyük yapıların dışında tek tek özenli bir çalışmayla yönetiyor ve yürütüyor bu ekip.

ONLARIN DA MUSLUK TAKMALARINI BURADAN ALKIŞLIYORUM

Aynı ekip, hatırlarsanız bir çeşme restorasyonuyla oradan su akıtmıştık. ‘Aklı kesmeyen’ denir hani halk arasında; aklı kesmeyen bir grup, bizi musluk takmakla komikleştirerek, sözüm ona halka servis etmeye kalktılar. Şimdi görüyorum ki yine İstanbul’un ihmal edilmiş noktalarına devletin başka kurum ve kuruluşları da harekete geçiyor. Bizi mutlu ediyor. Yani tarihten bu yana eskitilmiş, yok sayılmış, su akıtılmamış çeşmelere, onların da musluk takmalarını buradan alkışlıyorum ama adı valilik ama başka kurumlar. Çünkü güzel bir şeydir, önemli bir şeydir. Ata’mızın mirasına, geçmişimizin mirasına, medeniyetin bugün bize bıraktığı o mirasa başka bir isim aramaya gerek yok. Gerçekten bu çabayı göstersinler. Bunlar özenli işler. İşte o ekibin, o özenli çalışan sahanın liderliğini yapan sevgili yol arkadaşım Mahir Polat’a da teşekkür ediyorum. Fatih Belediyesi’yle ilgili çıkmış olduğu yolculukta da kendilerine başarılar dilerim. İnşallah aday adaylığı sürecinin sonucunda başarıya ulaşmasını da diliyorum.

KAYNAK BULABİLMENİN ALTINDA YATAN TEK ŞEY VAR: GÜVEN DUYULAN BİR YÖNETİMİZ

Kentin başka noktalarında da ata miraslarına sahip çıkıyoruz. Ve hemen ilçeye yeni meydanlar kazandırma çabasında oluyoruz. Bu tüm çalışmalar ise bereketli bütçe yönetimiyle başarıyoruz. Temel atma töreninden, sonra yapımında sona gelinen Ataköy-İkitelli metro hattında deneme sürüşüne gideceğim. Bu kadar işi, biz geldiğimizde tamamı durmuşken yapabilmenin, kaynak bulabilmenin ve bu noktada finans imkanlarını en üst seviyede İstanbul lehine İstanbul’a çekebilmenin altında yatan tek şey var: Güven duyulan bir yönetimiz. Şeffaf yönetimiz. Halka hesap veriyoruz. Halk bize güveniyor, biz halka güveniyoruz. Halkımızla birlikte hareket ediyoruz. Dolayısıyla bütün dünya, tüm finans kuruluşları, herkes bize güveniyor. Bu kadar basit. Güven unsuru olmadan siyaset yapamaz, işi üretemezsiniz. Biz sadece metro açmıyoruz. Aynı zamanda o metrolara binsinler, işlerini görebilsinler, bebekleriyle dolaşabilsinler diye, yüz binlerce kartı 0-4 yaş arası çocuğu olan annelere veriyoruz. Biz aynı zamanda bereketli bütçe ürettiğimiz kadar, vicdanlı 16 milyon İstanbullunun temsilcisi olmayı da başarıyoruz.

BİZE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU UYDURUK SİYASİ YAKIŞTIRMALAR

Bize eleştiri yapılacak mı? Tabii ki yapılacak. Yapıcı eleştiriler ya da gerçekten yaptığınız işe dair daha iyiyi yakalamak adına bize sunulan önerileri dinliyor muyuz? Can kulağıyla dinliyoruz. Ama dikkat edin; bize yönelik eleştirilerin tamamı, büyük çoğunluğu, ne yazık ki belediyecilikle ilgisi olmayan, millete tek fayda sağlamayan, vakti geçmiş, uyduruk siyasi yakıştırmalar, geçmişten bugüne defalarca sorgulayıp sorgulayıp, evirip çevirip ortaya koydukları işler. Olsun; böyle bir dönem yaşanacak. Herhalde bu dönemin modası da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, onun Başkanı Ekrem İmamoğlu’na saldırmak.

Olsun. O modayı görüyoruz. Bu modanın tutmadığını, bu modanın modası geçmiş bir iş olduğunu göreceğiz. 31 Mart’ta, 16 milyon İstanbullu çatır çatır gösterecek. Bu neyi gösteriyor biliyor musunuz? İş üretecek kadroları kalmadı. Kimse onlarla çalışmak istemiyor. Bakın milletimize yüzümüz dönük. Biz neye güveniyoruz? Başından beri söyledik: Milletimizin aklına güveniyoruz, ortak akla güveniyoruz. Onlar neye güveniyor? Bir kişinin aklına güveniyorlar. Bir kişi. Kimdir o? Bilmiyorum. Ama bir kişinin aklına güveniyorlar. Bir kişinin iki dudağın arasından çıkan söze itibar ediyorlar. Biz de diyoruz ki; biz, 16 milyon insanımıza güveniyoruz. Bakın burada bulunan sizler var ya, sizlerin evlerinizdeki o mini minnacık çocuklarınızın, gençlerinin aklına güveniyoruz. Bakın bu kadar net.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Dönemin modası Ekrem İmamoğlu’na saldırmak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hedera Güncel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!