USD30,90
EURO33,40
JPY20,66
RUB0,334500
GBP38,93
EURO/USD1,08
BIST9.301,61
GR. ALTIN2.012,94
BTC52.323,59

CHP değişirse, Türkiye değişir

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, son seçimlerde milletin, CHP ve onun liderliğindeki muhalefete iktidar vizesi vermediğini hatırlatarak “Bu doğru ama bir başka doğru daha var. Bu millet, Türkiye’yi sıçratarak zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir muhalefeti gördüğünde, yürekten inanıyor ve biliyorum ki tereddüt etmeden iktidara taşıyacaktır.

CHP değişirse, Türkiye değişir

Ekrem İmamoğlu, son seçimlerde milletin, CHP ve onun liderliğindeki muhalefete iktidar vizesi vermediğini hatırlatarak “Bu doğru ama bir başka doğru daha var. Bu millet, Türkiye’yi sıçratarak zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir muhalefeti gördüğünde, yürekten inanıyor ve biliyorum ki tereddüt etmeden iktidara taşıyacaktır. İşte milletin CHP’yi değişime zorlamasının nedeni budur. Bizim en önemli ve acil görevimiz, hep beraber bu güçlü muhalefeti, Türkiye’yi değiştireceğine halkını inandıran, milletini inandıran muhalefeti hep birlikte var etmektir. Bunu yaratmanın yolu, ülkenin tüm vatanseverlerini birleştiren yeni, kapsayıcı ve güçlü bir vizyonun hikâyesini yazmaktır. Biz de bu milletle bu hikayeyi, hep birlikte yeniden yazacağız. Bir tespit, bir de vaatle bitireyim. Tespitim şu: CHP değişirse, Türkiye değişir. Vaadim de net: CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ülke Politikaları Vakfı (ÜPV) ve Reform Enstitüsü tarafından, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen, “100. Yılında CHP” başlıklı panelin açılış konuşmasını yaptı.

CHP’nin köklerinin, 1918 sonrasının büyük olaylarına, büyük mücadelelere dayandığına işaret eden İmamoğlu, şunları söyledi:

CHP, CUMHURİYET TARİHİNİN ÇOK ÖNEMLİ BİR DÖNEMİNİ BİÇİMLENDİRDİ

Yüz sene önce bugün, Kurtuluş Savaşı’mızı zafere ulaştıran kurucu liderimiz Mustafa Kemal ve arkadaşları, o zamanki adıyla Halk Fırkası’nın programını 9 umdeye (ilke ve prensip) dayandırdılar ve partimizi kurdular. Unutmayalım, kurulan bir partiden öte, bir ay kadar sonra ilan edilecek genç Cumhuriyet’in de ilk sesi. Bu anlamda egemenliğin hanedandan millete geçişinin ta kendisiydi. Partimiz, ülke tarihimizin çok özel bir döneminin içinde doğdu. Dünyada çok nadir böyle eşleşmeler görürüz. Cumhuriyet tarihinin çok önemli bir dönemini biçimlendirdi. Öyle ki 1918’le 1923 arasındaki küllerimizden yeniden, hep birlikte doğduğumuz o beş sene ve 1923’le 1946 arasındaki çeyrek asırlık CHP’yi anmadan anlaşılamaz, anlatılamaz. Malum, CHP’nin kökleri, 1918 sonrasının büyük olaylarına, büyük mücadelelere dayanıyor. Sivas Kongresi, Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri, Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’mız ve nihayet ilk Meclis’teki Birinci Grup.  Kuruluşumuza uzanan yolun kilometre taşlarıydı bunlar.

CHP’Yİ KURANLAR, CUMHURİYET’İ DE KURDULAR

CHP, ülkemizi, vatanımızı 1. Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük yıkımdan kurtaran askeri ve siyasi süreçte hayat buldu. Sivas Kongresi’nden ve Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden süzülerek ortaya çıkan CHP, Kurtuluş Savaşı’nı takip eden çeyrek asrın da en önemli siyasi aktörü oldu. CHP’yi kuranlar, Cumhuriyet’i de kurdular. Uzun lafın kısası; 1923’ten beridir, yasalar önünde herkesin bir diğeriyle eşit vatandaş olduğu bir Cumhuriyet’te yaşıyor olmamızda CHP’nin imzası var. Bu çok gurur duyulacak bir şey.

Millet iradesine dayanan bir devletin ve vatandaşlık esasına dayalı bir milletin inşa edilmesinde de CHP’nin imzası var. CHP’yi ve Cumhuriyet’i kuranlar, devleti gerçek anlamda güçlendirmenin en temel yolunun, özellikle güçlü ve milli bir ekonomi yaratmak ve toplumun refahını yükseltmek olduğunu gayet iyi biliyorlardı. 1923’te, daha Cumhuriyet yeni kuruluduğunda İzmir İktisat Kongresi’ni yaparak, 1929’da ise dünya ekonomik krizine anında ve doğru tepki vererek, milli bir ekonomiyi oluşturdular ve kurdular. O günün koşullarında mucize sayılabilecek bir şeyi gerçekleştirdiler. Ülkede, sermayenin çok ama çok kıt olduğu koşullara rağmen, ulaşım alt yapısını oluşturdular ve temel ihtiyaçların üretimi için fabrikalar, bankalar, ekonomi teşekkülleri kurdular. Bu bir sıçrayarak kalkınma hamlesiydi. Tam anlamıyla bir ulus için çağ atlamaydı.

BÜYÜK SIÇRAMAYI DA ÇOK PARTİLİ DEMOKRATİK REJİME GEÇİŞİ DE CHP SAĞLADI

Dünya milletlerine sadece bağımsızlık mücadelemizle değil, ama aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve idari alanlardaki devrimciliğimizle de ilham kaynağı olduk. İki dünya savaşı arasında bu topraklarda yaşananlar, bu partinin vizyon ve uygulamalarıyla liderlik ettiği, dünyanın en devrimci ilerlemelerinden birisiydi. Cumhuriyet tarihimizde, yalnızca bir kez yapabildiğimiz ve şimdi yeniden yapmak zorunda olduğumuz, çok büyük bir hamleydi. Tarihin o büyük zorlukları altında yapılanlar sayesinde, ülkemizle dünyanın güçlü ve gelişmiş ülkeleri arasındaki fark azaldı. Ülkemiz, dünya siyasetinde bağımsız bir ülke olarak yerini aldı. Yalnızca büyük sıçramayı değil, aynı zamanda çok partili demokratik rejime geçişi de CHP sağladı. İkinci Dünya Savaşı’nın vahşi dehşetinden ve yarattığı büyük yıkımdan da CHP yönetiminin sayesinde uzak durabildik. Çok tarihi bir duruştur. 80 milyon kişinin öldüğü o büyük global yıkımdan, CHP yönetiminin diplomatik ferasetiyle, hasarsız çıkmayı başardık.

İKTİDARDA OLMADIĞI DÖNEMLERDE DE ÜLKE SİYASETİNE YÖN VERDİ

, Cumhuriyet’in ilk çeyrek asrının her anına damgasını vuran CHP, 1950’den sonra iktidarda olmadığı dönemlerde de ülke siyasetine yön vermeye devam etti. 1970’lerde dünyada yükselen eşitlik ve özgürlük dalgasının, ülkemizde ‘ortanın solu’ konumlandırmasıyla sosyal demokrasi anlayışı olarak tecelli etmesinde, yine CHP’nin imzası var. 1970’lerde ‘Toprak işleyenin su kullananın’, ‘Ne ezilen ne ezen, hakça düzen’ diyen CHP oldu. Yine 1970’lerde MSP’yle koalisyon kurarak, farklı toplum kesimlerinin aynı ideal etrafında buluşabileceğini, ulusal meselelerde ayrışma yerine birleşmenin mümkün olabileceğini de CHP bu ülkeye gösterdi. 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı yaparak hem müttefiklerimize hem de hasımlarımıza, güç ve kararlılık gösteren devletimizin direksiyonunda yine CHP vardı. 9 Eylül 1923’te kurulan CHP, geride kalan 100 senenin en önemli partilerinden, en önemli siyasi aktörlerinden oldu.

UZUN SÜREDİR NE YAZIK Kİ ANA MUHALEFET OLMAKLA SINIRLI

Tahmin ediyorum, kıymetli panel ve forum katılımcılarımız da biraz sonra CHP’nin geride kalan 100 sene içerisinde, doğrusuyla yanlışıyla neler yaptığını detaylarıyla anlatacaklardır. CHP, geride bıraktığımız 100 senenin en önemli aktörlerinden biri oldu olmasına ama, malum çok uzun zamandır da iktidarda değil. Partimizin Türkiye’ye hizmeti ve katkısı, yerel yönetimlerde ortaya koyduğu çok değerli performansı bir yana bırakırsak, ülkenin ne yazık ki ana muhalefeti olmakla sınırlı. Bu bir gerçek. Fakat gelgelelim deyim yerindeyse, yavuz hırsız çoğu zaman ne yazı ki ev sahibini bastırıyor.

1950’den beri, neredeyse gerçek anlamda hiç iktidar olmamış CHP, çok uzun yıllardır sanki ülkeyi o yönetiyormuş ve olup biten tüm olumsuzluklardan o sorumluymuş gibi bir algının da öznesi yapılıyor. Bunda da CHP’liler olarak kusurluyuz aslında. Mensubu olmaktan gurur duyduğum CHP’nin bu durumu üzerine düşünmemiz, hep beraber bu durumu değiştirmenin yollarını bulmamız gerekiyor. Bu toplantının buna vesile olacağına ve katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Panel ve forumumuzun kıymetli katılımcılarının bu konuda bize ilham vereceklerine, bizi bu konuda üzerine etraflıca düşünmeye sevk edeceklerine de eminim.

CHP, SON 43 YILDIR, ZİHNİ VE FİİLİ BİR DEĞİŞEMEME SORUNU YAŞIYOR

İzninizle, kıymetli katılımcılarımızı dinlemeye geçmeden önce bu konudaki kişisel kanaatlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Naçizane kanaatim şu: CHP, son 43 yıldır, zihni ve fiili bir değişememe sorunu yaşıyor. 1980’den bugüne, dünya ve Türkiye, muazzam biçimde değişirken, bu değişime ayak uyduramayan CHP var. Kendisini adeta ebedi ve ezeli muhalefet partisi konumuna oturttu ve hapsetti. Halbuki 600 yıllık bir imparatorluk çökerken, 1923 şartlarında dünyanın en devrimci hareketlerinden birini yarattık. Doğrusunu yapanların partisi olarak kurulduk. 1960’larda ve 1970’lerde dünyanın ve Türkiye’nin değişimine ayak uydurarak da doğruyu yapmıştı. Ne var ki 1980’den sonra aynı kabiliyeti gösteremedi. Dünya ve Türkiye değişirken, CHP, atalete düştü.

İKTİDARIN DEĞİŞEBİLECEĞİ İNANCINI VEREMEYEN BİR CHP VAR

Atalete düştüğümüz, değişimi başaramadığımız için, kuruluşunda bu kadar büyük bir rol oynadığımız Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına, köklü kurumları zayıflamış bir devletle, işlevsizleşmiş bir Meclis’le, beceri kaybına uğramış bir bürokrasiyle, çökmüş bir adalet sistemiyle, demokratik dünyadan uzaklaşmış bir ülkeyle, yarısı yoksulluk sınırının altında bir nüfusla giriyoruz. Vatandaşlarımızı, ‘yerli ve milli olanlar ve olmayanlar’ diye ayrıştıran, muhalefete tahammülsüz, hukuku paramparça etmiş, eğitimi çökertmiş, borç batağına batırdığı ülkemize eşi daha önce görülmemiş bir hayat pahalılığı yaşatan bu iktidarla giriyoruz. Ancak şunu da eklemem lazım: Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına, sadece vatandaşlarını ayrıştıran, adaletsiz, baskıcı, ehliyetsiz, beceriksiz, otoriter bir iktidarla girmiyoruz. Vatandaşlarımıza, iktidarın değişebileceği inancını veremeyen bir CHP’yle ve muhalefetle giriyoruz Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına. Aynı zamanda, iktidarın değişebileceğine inancın azaldığı bir toplumsal ruh haliyle de giriyoruz.

BU HALİ KABULLENEMEYİZ; BEN KABULLENMİYORUM, CHP DEĞİŞİRSE TÜRKİYE DEĞİŞİR

Bu hali kabullenemeyiz. Ben, kabullenmiyorum. Ülkemin de partimin de bundan daha iyisini yapabileceğine tüm kalbimle inanıyorum. CHP’nin de Türkiye’nin de değişeceğine inanıyorum. CHP değişirse, Türkiye değişir… En çok da buna inanıyorum. CHP’nin bu duruma katkısıyla yüzleşmek zorundayız. Bu güzel ülkeye karşı, tarih huzurunda sorumluyuz ve ben partimin bundan daha iyisini yapabileceğine tüm kalbimle inanıyorum. CHP’nin de Türkiye’nin de değişeceğine inancım tam. Neyin değişmesi gerektiğine ilişkin görüşlerimi de paylaşmak istiyorum. CHP’de değişimin iki ekseni, iki esas boyutu olmalı. Partinin hem vizyonu hem de işleyişi değişmeli. Parti işleyişindeki değişimin nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerimi başka vesilelerle, parti içi toplantılarda paylaşırım. Bu toplantıda, CHP’nin yeni vizyonunun ne olması gerektiğine odaklanmak istiyorum.

CHP’NİN İDDİALI BİR VİZYONU ORTAYA KOYMAK SORUMLULUĞU VARDIR. Uzatmadan, bir çırpıda söyleyeyim. Değişimin yeni vizyonu ŞUDUR. CHP’yi, küresel seviyede saygın ve güçlü bir parti haline getirmek olmalıdır. Dünyanın en eski sosyal demokrat partilerinden birisi olan CHP’nin böyle iddialı bir vizyonu ortaya koyma sorumluluğu vardır. Değişimin yeni vizyonu; bu ülkeye bir kere daha çağ atlatarak, gelir dağılımını kökten düzelterek, yetenekli ve girişimci insanlara adil fırsatlar sunacak mekanizmalar kurmak olmalıdır.

Biz, bunu yapabilecek irade ve vizyona sahip tek partiyiz. Bunu birlikte başarmamız şart. 1923’lerin CHP’si, dünyanın tüm mazlum milletleri için ilham kaynağı olmuştu. Bunu bir kez daha tekrar etmeliyiz. Etmeliyiz; çünkü, dünyamızda ağır yaralar açan vahşi kapitalizmi, yalnızca kamu aklını ve bilimi yeniden insani kalkınmanın motor gücü ilan eden bir siyasetle dönüştürebiliriz. 70 yıldır borçla büyüyor, krizle sarsılıyor ve dünyanın hızlı ilerleyişi karşısında her gün biraz daha geride kalıyoruz. CHP’nin yeni misyonu, bu tekerrüre son vermektir. CHP, bu tekerrürü kırmak ve buna bir son vermek için mutlak bir değişim, dönüşüm göstermek zorundadır.

VATANDAŞLARIMIZIN KARŞISINA KAPSAYICI,

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
CHP değişirse, Türkiye değişir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hedera Güncel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!