USD32,36
EURO34,43
JPY0,212000
RUB0,346400
GBP40,33
EURO/USD1,06
BIST9.814,19
GR. ALTIN2.437,83
BTC63.985,79

Bu İftirayı Atanın Allah Belasını Versin

featured
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen TBMM Grup Toplantısına başkanlık etti.
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kılıçdaroğlu: “Eğer bir terör örgütüyle muhatap olduysam, eğer bir teröristle yan yana gelip konuştuysam Allah belamı versin. Aksi halde, bu iftirayı atanın Allah belasını versin, nokta”

Hangi gerekçeyle iftira atıyorsun?

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Her türlü suçlamaya biz muhatap oluyoruz. Biz devleti yönetmiyoruz ki. Efendim, işte ‘Kılıçdaroğlu Kandil’le konuşuyor, görüşüyor’ diyor. Bunu söyleyen insanı, insan olarak kabul etmiyorum. Kardeşim, sen bir devleti yönetiyorsun. Bu devlette bir Milli İstihbarat Teşkilatı denen bir kurum var. Eğer ben Kandil’le görüşüyorsam, PKK’yla görüşüyorsam sen bunun delillerini çıkarırsın, elime de kelepçeyi vurursun, atarsın mahkemeye. Peki niye iftira atıyorsun? Hangi gerekçeyle iftira atıyorsun? Eğer bir terör örgütüyle muhatap olduysam, eğer bir teröristle yan yana gelip konuştuysam Allah belamı versin. Aksi halde, bu iftirayı atanın Allah belasını versin, nokta. Başka ne söyleyeyim ben. İnsanda biraz ahlak olur” dedi. Kılıçdaroğlu, “İmralı’yla da belli aralıklarla görüşüyorlar. Görüşmelerin amacı; kendilerine destek vermesi için ikna turları var. Biz, bunu da biliyoruz. Açıklamak doğru olmaz. Bir kamu görevlisini açıklamak doğru olmaz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu Fox TV’de

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu akşam Fox TV’de gazeteciler Doğan Şentürk, İlker Karagöz, Tülay Ünal Öçten ve Engin Yılmaz’ın Liderler Fox’ta programına konuk oldu, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu’nun sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkanlar şöyle:

“‘Kademeli emeklilik ve kredi kartı borcunun faizinin silineceğiz’ söylemi ve buna ilişkin atılan SMS’lere BTK’nın engel getirmesi üzerine yöneltilen soruya”. Devlet dediğiniz kurum ayrıdır, parti ayrıdır. Bunlar, devleti, parti devleti haline dönüştürdüler. Eğer bunları rahatsız edecek bir şey varsa normalde seçime gidiyoruz, Yüksek Seçim Kurulu var. Yüksek Seçim Kurulu bir karar alır, gereğini yapar, biz de itiraz etmeyiz. Ama Yüksek Seçim Kurulu tamamen devre dışı bırakılıp, BTK Başkanı’nın kendi felsefesine uygun şekliyle ‘ben bunu yasaklıyorum’ değil… Eğer bir yasak getiriyorsa aslında bu doğru değil. Demokrasiye, kurallara aykırıdır. İşin Türkçesi; korkuyorlar, gerçekleri halkın öğrenmesinden korkuyorlar, gerçeklerle yüzleşmekten korkuyorlar.

KORKUYORLAR VE KORKACAKLAR:

Evet, söyledim, bir düzenleme yaptılar. 8 Eylül 1999 tarihine kadar, eğer emeklilik için başvuruyorsanız yararlanıyorsunuz. Bir gün sonra eğer sigortalı olduysanız, yani 8 Eylül değil de 9 Eylül’de sigortalı olduysanız emekli olmanız için tam 17 yıl geçmesi lazım. Bu adalet midir? Bunu düzelteceğimi söyledim. Yanlış bir şey mi söyledim? Hayır. Söylediğim doğru. Tarihler doğru. Bir geçiş dönemi olması gerekirdi. Geçiş dönemi koymadılar. Ben de taahhüt ettim. Gelirsem bir geçiş dönemi yapacağım, geçiş dönemine uygun olarak insanlar emekli olacaklar. Korkuyorlar ve korkacaklar.

BİR GÜN YÜZÜNDEN 17 YIL BİR KİŞİ GEÇ EMEKLİ OLAMAZ:

Ben, buradan bütün çalışanlara seslenmek isterim. Sandığa gidin. Hakkınızı arıyorsanız ve gerçekten bu hakkın size verilmesini istiyorsanız oyunuzu vereceksiniz, oyunuzu Millet İttifakı’ndan yana kullanacaksınız. Yok, ‘Hayır ben 17 yıl da 20 yıl da beklerim. Ne olursa olsun ben gidip Cumhur İttifakı’na oy vereceğim’ diyorsanız devam edin, gidin oyunuzu oraya verin. Ama sızlamayın, ağlamayın. Ben, bir adaletsizliğe karşı toplumun dikkatini çektim. Yapılan bir düzenleme haksızdı, adaletsizdi. Bir gün yüzünden 17 yıl bir kişi geç emekli olamaz. Bunun makul bir geçiş süreci içinde dengelenmesi ve herkesin makul bir süre içerisinde emekli olması lazım. Olması gereken buydu.

SİZİ ARTIK KİMSE KURTARAMAZ:

Kaybedeceklerini biliyorlar, korkuyorlar. Gitmemek için devletin bütün kurumlarını kullanıyorlar. Başlarına yandaşlarını getirdiler. Sanıyorlar ki yandaşlar kendilerini kurtaracaklar. Sizi artık kimse kurtaramaz. Siz, halka hesap vermek zorundasınız. Halkın önüne çıkmak zorundasınız. Halk, gerçekleri bir şekliyle bilecek. Hayatından biliyor zaten. Pazara gittiği zaman gerçeklerle yüz yüze geliyor. Hayatın ne olduğunu zaten görüyor. Evladı, çocuğu işsiz, görüyor. Dışarıda peynir ekmek gibi satılan uyuşturucuyu görüyor. Hayatın bütün sıkıntılarını yaşıyor bu insanlar. Dolayısıyla bu insanlara gerçekleri anlatmak lazım. Farklı bir dünya anlatıyorlar, farklı şeyler söylüyorlar onlara. Montaj videoları hazırlatıyorlar, seyrettiriyorlar onlara. Ama hayat çok daha farklı. İnsanlar, sonuçta hayatın gerçeğiyle yüz yüze gelecekler.

Devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar

(Meclis’teki çoğunluğun vaatlerini gerçekleştirmesini nasıl etkileyeceğine ilişkin) Emekli olmak isteyenler için düzenlemenin yasal olması lazım ve parlamentodan geçmesi lazım. Siz kademeli ve adil bir düzenleme yaparsanız, bir gün yüzünden 17 yıl kaybeden bir düzeni değiştirir ve makul bir geçiş süreci sağlarsanız kim itiraz edecek. Ben merak ediyorum, AK Partili bir milletvekili diyecek mi, ‘Hayır, ben buna itiraz ediyorum’. ‘17 yıl, makul olanıdır’ der mi? Demez. Akıl var, mantık var. İkincisi ise bilmiyorlar, devleti de bilmiyorlar, çıkan yasaları da bilmiyorlar. Aslında bankalarla Hazine oturacak, konuşacak. Bankalar, şu anda çek alacaklarını bir şekliyle varlık yönetim şirketlerine zaten satıyorlar. Belli indirimlerle, komisyonlarla satıyorlar. Alıyor varlık yönetim şirketi, avukat ordusu var, avukatlarıyla o alacakları tahsil ediliyorlar. Bu tamamen bir sözleşme. Dolayısıyla bunun parlamentoyla hiç ilgisi yok. Diyorum ya devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Çıkardıkları kanunları da bilmiyorlar.

Devlet bütçesini sarsacak bir rakam değil, vatandaş rahatlayacak:

Bu gayet basit. Oturulacak, çağrılacak banka genel müdürleri, Hazine Müsteşarı da orada olacak. Diyecekler ki ‘Vatandaşların size ne kadar çek borcu var’. Sayacaklar, ‘şu kadar’. ‘Bunun faizi ne kadar?’ ‘Şu kadar.’ ‘Bunu siz varlık yönetim şirketine kaçtan satıyordunuz?’ ‘Şundan satıyorduk.’ ‘E Hazine olarak ben alıyorum. Faizi siliyorum, vatandaş rahatlasın. Ana parayı da 36 taksitle geri alacağım.’ Bu kadar basit bir işlem. Sen Beşli Çete’nin borcunu silerken kimse ses çıkarıyor mu, benim dışımda? Beşli Çete’nin borcunu siliyorsun. Alacaklara var. Dünyanın faizi var. E ben, milyonlarca kişinin kredi kartı borçları var, ödeyemiyorlar; evler, yuvalar dağılıyor, ben bunu farkındayım. Biliyorum. Pek çok şikayet geliyor. Ben onların faizlerini sileceğim. Bu kadar basit. Rakam, çok büyük bir rakam da değil. Devlet bütçesini sarsacak bir rakam da değil. Son derece mütevazı bir rakam. Onu sileceğim, vatandaş rahatlayacak.

‘PARAYI NEREDEN BULACAKSIN’, ASLINDA DEVLETİ İFLAS ETTİRDİKLERİNİN İTİRAFIDIR.

BEN PARAYI BULACAĞIM: Trump ne dedi, ‘Bak beni kızdırma, senin mal varlığını açıklarım.’ Demek ki Amerikalı bunu biliyor. Biz neden bilmiyoruz? Bu paraların tamamı Türkiye’ye gelecek. Kaçan paralar, büyük paralar. Bu paraların tamamı Türkiye’ye gelecek. Şimdi ‘kaynak yok’ diye itiraf ediyorlarsa ‘paraları tükettik’ anlamına geliyor. Körfez ülkelerinden para gelecekmiş. Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten birisi, gidip para dilenmez, nokta. Milli Kurtuluş Savaşı vermiş bir devletin başkanı, başka bir ülkeye gidip para dilenmez. Hakaret ettiği adamın ayağına gidip kapısında beklemez. ‘Sana 3-5 kuruş verdim, al sadaka diye harca’ diye veriyorsa bu ülkeye, biz bunu kabul etmeyiz. Bu ülkeyi kuranlar, yumurta satarak şeker fabrikalarını kurdular. El avuç açmadan demir ağlarla ördüler Türkiye’yi. Hiçbir yerden dilenmeden Kırıkkale’de gidip entegre savunma sanayiyi kurdular. Biz bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz.

Ama bunlar paraları aldılar, yediler, yandaşlarına yedirdiler.

Yurt dışına kaçırdılar. Şimdi kapı kapı dolaşıyorlar, kim bana para verecek diye. Bizim bu tür paralara ihtiyacımız yok. Biz, saygın bir devletiz, Milli Kurtuluş Savaşı’nı veren bir devletiz. Biz, bütün mazlum ülkelere örnek olan bir devletiz. O Cumhuriyet’i kuranlar, bütün bunları yaptıktan sonra Osmanlı’nın borcunu son kuruşuna kadar ödemişlerdi. Kimseye el avuç açmamışlar. Biz niye yapmıyoruz, her türlü imkanımız var. ‘Parayı nereden bulacaksın’, aslında devleti iflas ettirdiklerinin itirafıdır. Ben, parayı bulacağım.

BİR İKTİDAR PARTİSİ, BİR TERÖR ÖRGÜTÜNDEN NASIL MEDET UMAR YA:

İktidar partisi medet umuyor. Bir iktidar partisi, bir terör örgütünden nasıl medet umar ya. Nasıl medet umar ya. Akıl alacak şey değil… Rahmetli Ecevit, terörü bitirmişti. Biz bunu gayet iyi biliyoruz. Herkes tanığıydı zaten bunun. Terörden medet umduğunuz andan itibaren terör sorununu çözemezsiniz. Devleti terör örgütüyle muhatap ederseniz bu sorunu çözemezsiniz. Baştan söyledim. ‘Bu sorunun çözüm adresi TBMM’dir’ diye. Çünkü onlar devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlardı. Ama ben, devlette 27 buçuk yıl çalışan birisi olarak sorunun çözüm adresini, TBMM’yi gösterdim. En sonunda geldiler, ‘Evet haklıymışsın’. İyi de aradan geçen zaman, aradan geçen kayıplar, aradan geçen şehitler… Bütün o şehitler ne oldu?

O kadar büyük ağır bedeller niye ödendi?

Devlet böyle mi yönetilirdi? Terörün kökünün kazınması lazım, bizim bölgemizde de Orta Doğu’da da. Orta Doğu ülkeleriyle iş birliği yapılması lazım. Terörü besleyen unsurlar var. Teröre silah, maddi destek verenler var. Bu desteği verenler, bize dost gibi görünen pek çok ülke. Biz bunları da biliyoruz. Aslında devlet de biliyor. Bu sorunu çözmek için bir siyasi iradeye ihtiyaç var. Bu siyasi irade yok. Siyasi irade de terörü kullanıyor.”

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Bu İftirayı Atanın Allah Belasını Versin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hedera Güncel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!